herhangi bir anatema aramamanız gereken bir yerdesiniz.
Mayıs 30th
01:04
Via
"

Başkalarının elleri hep gözlerimize takılan
başkalarının hayatlarında aklımız
başka kimse yokken yanımızda
hayat ısrarla sokarken bizi her fırsatta yerin dibine
ikimiz müşterek bir set yapıp naylondan
ve yıkılacağına aldırmadan her tehlikeye gülümseyip
geçtiğimiz günler geliyor aklıma acayip hüzünleniyorum..


Sonra bir tren kalkıyor sonra sen yok oluyorsun
aklımı kaybediyorum sonra bana bir şeyler oluyor
bakakalıyorum işte ardından sonranın ne önemi var
ben ağlıyorum sonra kondüktörler de ağlıyor..


İnsanlar geçiyor yanımdan yeryüzü insana kesiyor
bir ağrı kaburgamın altında ismini fısıldıyor
ben ki müptelasıyım anlatmadan anlaşılmanın
anlatmaya yeltendiğimde sesimi çocukluğum kesiyor..


Bir çift bulut olsak ya senle yahut bir tutam maydanoz
insanlar sebeplendikçe varlığımıza şükretse
bir türlü bir hayat yakıştıramadığımız ruhlarımız ve biz
biz ikimiz seninle yarım kalmış her ne varsa
ihtimal tamamlayabiliriz bir fırsatımız olsa keşke
imkanlar ve fırsatlar silikleşirken bir bir
bir sen kalıyorsun gövdenle bütün tüylerin dikilmiş
aklımı bırakıyorum sonra sonra olanlar oluyor..

"
Mayıs 28th
18:31
Via
allah canını almasın Ezgi asdghjkhjgfds

allah canını almasın Ezgi asdghjkhjgfds

18:13

a message from wesbo


Merhaba, bugun biraz kötü bir gündü kendi açımdan, söylemeden geçemedim, sayfandaki yazıların hepsine bayıldım, yalnız değilmişim gibi hissettim,Böyle yazmaya devam lütfen.Teşekkür ederim Sayın bayan.

Teşekkür ederim Sayın Wespo.

Mayıs 27th
22:09
Karşım boş, içkim dolu. Al senin olsun.

Karşım boş, içkim dolu. Al senin olsun.

Mayıs 26th
22:51
Via
"Şimdi beni iyi dinle, bütün bu boktanlığın içinde sevebildiğim tek şey sensin, senin de beni sevmen bu boktanlığı düzeltmeyecek, sadece güzelleştirecek. bunu anlamanı beklemiyorum, beni anlamanı da beklemiyorum, hatta hiç bir şeyi anlamanı beklemiyorum çünkü anlayan herkes gider, çünkü anlayan herkes defolur gider, çünkü anlayan herkes siktir olur gider. Gitmeni istemiyorum, bu yüzden sakın anlama, sadece sev.!"
—  ö.s.ö
Mayıs 25th
13:57

canımın sıkıntısından ölmek üzereyken, moralimin içine edilmiş bir durumdayken eve gelip yine şu saçma salak internetin başına geçip sırayla açtığım sekmelerden biri olan bu siteye girip bir anda mutlu olmak nasıl güzel bir şey bir bilseniz.

arkadaş aşkı dediğim bir şey bu. asla yerine konulamayacak bir şey. kardeşlik gibi, eş gibi, anne gibi, sevgili gibi. bir gün, bir şekilde vazgeçmek gibi bir hata yaptığımda bile -ki yaptım, yaptık - geri dönebileceğimi bildiğim varlık. 

annenin şefkatiyle sevgilinin aşkını tek bir insanda bulmanın şu dünyada ne derece zor olduğunu bir düşünsenize. işte bu yüzden böyleyiz biz. bu yüzden kimse aramızdaki iletişimin mükemmelliğini, birbirimize beslediğimiz sevgiyi anlayamıyor. hiçbir şey konuşmasak, müzik dahi dinlemesek bile o sessizlikte ruhlarımız konuşuyor bizim. birbirlerine sarılıp ağlıyorlar hatta bazen. 

çocukluğun salaklıkları, ergenliğin tutarsızlıkları, yetişkinliğin ağırlığı derken o kadar çok hatalar yaptık, o kadar çok üzüldük ve her defasında o kadar çok sevdik ki birbirimizi; şimdi canı yansa benim etimi koparıyorlar sanki.

ve evet hayatımı anlamlandıran hatun Ezgi; o gün uzanırken yanıma çağırdım seni, sımsıkı sarıldık, seni göğsüme yatırdım, saçlarını okşadım. çünkü senin kalbindeki boşluğu doldurabilmek istedim -ya da o boşluğu yaratan her ne varsa hepsini yok edebilmeyi-. yapamayacağım şeylerdi. ama sözcükler her zaman yetmiyor hisleri anlatmak için, bunu en iyi sen biliyorsun. bu yüzden madden de yanında olmak istedim. belki kalbimin kulağındaki atışı rahatlatırdı seni, belki benim göğsümü sıkıp acıtan şeyler senin nefesinle biraz olsun iyileşirdi. 

pek anlamam, beceremem sen kadar güzel yazmayı. ben daha çok çalakalem aklına gelenleri yazanım, biliyorsun. ama sen bugün bir kez daha yayıldın kalbimden tüm vücuduma. seni çok seviyorum hissettiğim yalnızlığın en güzel parçası.

bir gün gözümüzü açsak ve şurada uyansak.

bir gün gözümüzü açsak ve şurada uyansak.

13:31

Hayatıma bir sürü insan girdi çıktı. Kayıtsız şartsız hepsine güvendim başlarda. Zaten benim için güven başta sonuna kadar olan, zamanla azalan bir şeydi. Belki de bu yüzden kaybettim hayatımda çoğu kimseyi. Bu yüzden de bu kadar acı çekmiş olabilirim.

Siz hiç başkalarının acılarından kendinize ders çıkarmayı bilir misiniz? Onun acısıyla içinizin yanmasını, başkalarının mutluluklarından kendi mutluluğunuza ek yapıp sadece o insan için sevinmeyi. 

Kardeşlik dediğimiz kavramın ben sadece kan bağıyla olmayacağını hayatımda ki bir insanla anladım. Birbirimizin ağzına etsek de, çok zor dönemler yaşasak da, bir daha uzun süre birbirimizi görmemeyi göze alsak da çok sevdiğim canımın içi olan bir insan var. Tahammül edilmez davranışlar yaptığımı bilirim, çok sinirlendirdiğimi, dilimin çok keskin olduğunu, kesiklerin kolay kolay kapanmayacağını bilirim. Çok insanın içini acıttım, çok insanlardan bir daha yerine koyamayacağı şeyleri aldım aynı onların benim içimden koparttıkları gibi ama şimdi bu yazı farklı. Ne kadar kırsam kırılsam da, dünya da birbirimizi ne kadar hırpalasak da hayatımda olmasını istediğim bir insan var. Çünkü o olmasa bu kadar büyümezdim, o olmasa yalnızlığımla başa çıkamazdım. Şuan neden bunu yazıyorum inanın bilmiyorum ama galiba onu deliler gibi sevdiğim için olabilir.

Geçen gün karşımda uzanıyordu yanıma gel dedi yanına gittim. Sarıldık birbirimize ona kocaman bir öpücük verdim. Ona sarılırken hiçbir sevgilide belki bulamayacağım şefkat vardı, güven vardı, huzur vardı. Onda kimsede bulamadığım bir şey vardı. Onda hiç kimsenin bende tahammül edemeyeceği şeylere katlanacak sabır vardı. Bende bütün yanlışlarımızı örtecek umut vardı. Anne gibi, kardeş gibi, abla gibi hatta inanır mısınız yeri geldiğinde sevgililerin bile veremeyeceği o duygu gibi çoğu şeyi ben onda buldum. Çoğu insan için çok yazılar yazdım. Aslında onun için de çok yazdım ama hepsi beynimin içinde bir yerde. Çünkü paylaşamadığım insanlardan biri kendisi. Seni çok seviyorum Melis. Diyeceklerim bu kadar yalnızlığıma ortak olan kalbimin güzel parçası. 

-http://egotramplenleri.tumblr.com/

Mayıs 24th
23:45
Via
"

Olmayan bir tanrıya tapmaktı seni sevmek,
Ve yalnızlık ateist.
Ve yalnızlık taşlanması gereken şeytan.

Ve ateistlik mecburi;
En büyük kazığı tanrıdan yediyse aşık.
Ve etten kemikten bir hayvanı tanrı edenlerin,
En küçük günahıdır özlemek.

"
—  Emre Göker 
"

Anlatamadım;

Ölü bir adamı severseniz,
Sevemediği için onu suçlayamazsınız.

"
—  Emre Göker 
23:44

yeni türkü’nün aşk yeniden’iyle başlayan duyguları bile köreltebilen yaratıklar var.

"Şairin kalemini alırmış mutluluk seni nasıl yazayım ben,
Şiir ayrılık işi,
- aşkı anlatamaz ki."
—  Emre Göker

yani şimdi ben biraz korkak değilsem, şu sol yarım kürem kaç kat sert çarpıyorsa şu gördüklerinden, saçlarım bana ağırlık yapıyor deyip saçlarına elimi atıyorsam ve boynunu işgal altında bırakmaya meyilliysem; bu, beni saatlerce öpebilirsin anlamına geliyor.

19:02

ama biz daha çok çekirdek çitleyecektik denizsiz şehrimizin kordonunda. 

“çok sıkıldım. seni almaya geliyorum.” diyecektin, bomboş ve sarmaş dolaş dolaşacaktık sürekli kaybolduğumuz bu ara sokaklarda.

sonra bir gün sinemaya gidecektik belki. “aman diyeyim uyuma.” diyecektin muhtemelen. bense uykum geldikçe sana bakacaktım. kaşlarına, kirpiklerine, perdeden yansıyan ışıkla daha da parıldayan gözlerine, burnuna, burnunla üst dudağının arasında kalan o boşluğa, dudaklarına, çenene bakıp gülümseyecektim. bana bakacaktın ve sen de gülümseyecektin, dişlerini görecektim. kocaman bi öpücük konduracaktın dudaklarıma. omzuna yatıp filme devam edecektim. 

hem daha yemek de yapacaktım ben sana. o filmlerdeki müthiş klişeyi yap diye dua edecektim. belime sarılıp yanağını yanağıma koy diye bekleyecektim. gelecektin ve sarılacaktın. ben belki de heyecandan elimi kesecektim -ben hala o kadar heyecanlı olacaktım-.

birlikte sarhoş olacaktık biz. belki bir yerlerde içtikten sonra kordona inecektik içmeye devam etmek için. deniz etkisi yaratsın diye koştuğumuz porsuk’un kenarına inmek için atlayacaktık o korkuluklardan. ben yanımda yine poşet taşıyor olacaktım çimenler ıslaktır diye. sen bana sarılacaktın, ben gökyüzüne bakacaktım. gözlerim ilk akşam seçtiğim yıldızı arayacaktı. bulamayacaktım tabi ki. ama olsun, baktığım her yıldız için bir kez “seni çok seviyorum” diyecektim sana.

hem belki tatile de giderdik. “denizin tadı boyunu aşan yerde çıkar” deyip sürükleyecektin oralara beni. ben sana bağıracaktım. panik olacaktım. denizden çıkınca küs olacaktım hatta sana. sonra barışman için seni kuma gömmemi kabul etmek zorunda kalacaktın. bizim ruhumuz hep emekli memur olarak kalacaktı bir yerlerde.

sen beni sevecektin adam, öpecektin. sarılacaktın. öyle kuytu köşelerde değil, ama herkesin gözüne sokarcasına da değil. “seviyorum ve buna engel olamıyorum” dercesine yapacaktın tüm bunları. sen beni sevecektin.